Skip to content

Arı Sütü Dünyası

Anasayfa arrow HABERLER
HABERLER
Ballı Eylem PDF Yazdır E-posta

Şanlıurfa'nın Viranşehir İlçesi'nde bir grup arıcı, piyasada ucuz fiyattan satılan sahte balların engellenmemesine tepki için eylem yaptı.
Yetkililerin duyarsızlığından şikayet eden arıcılar, eylem sırasında yanlarında getirdikleri iki kutu balı da yere döktü.Viranşehir ilçe merkezi ve köylerinde arıcılık yapan 25 kişi, öğle saatlerinde Cumhuriyet Meydanı'nda toplandı. Bal satan bazı esnafların da destek verdiği eylemde arıcılar, piyasada ucuz fiyattan sahte bal satışı yapıldığını belirterek, "Sahte balların kontrol altına alınması için Tarım İl Müdürlüğü'nü göreve davet ediyoruz" dedi.Arıcılar adına gazetecilere açıklama yapan Faruk Tataş, markasız şekilde bal satışının yasak olmasına rağmen, denetim eksikliğinden dolayı her yerde şeker ve katkı maddeleriyle sağlığa zararlı ballara ulaşmanın mümkün olduğunu ifade etti. Markasız bal satışı yasak olduğu için, kendilerinin de ürünlerini büyük firmalara ucuz fiyattan verdiklerini ifade eden Tataş, "Piyasada maalesef sahte bal kaynıyor. Bu sahte ballardan dolayı, bizim ürünlerimiz de değerinin altında fiyata gidiyor. Bundan dolayı Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı'nın duyarlı olmasını, sahte balları denetlemesini istiyoruz" diye konuştu.Duyarlılık gösterilmemesi halinde ilerleyen günlerde TBMM önünde ikinci bir eylem yapacaklarını söyleyen arıcılar, daha sonra yanlarında getirdikleri iki teneke balı yere döktü. Arıcılar, ballı protestonun ardından olaysız şekilde dağıldı.
 

 
Kavalla Bal Satışı PDF Yazdır E-posta

Aydın İl Sağlık Müdürlüğü'nde görev yaptıktan sonra emekli olan ve pazarcılığa başlayan Mehmet Pınar, Muğla halk pazarında kendi ürünü olan balı satarken, aynı zamanda pazar esnafı ve vatandaşlarla müzik yeteneğini de paylaşıyor.

Aydın İl Sağlık Müdürlüğü'nde görev yaptıktan sonra emekli olan ve pazarcılığa başlayan Mehmet Pınar, Muğla halk pazarında kendi ürünü olan balı satarken, aynı zamanda pazar esnafı ve vatandaşlarla müzik yeteneğini de paylaşıyor.Muğla Perşembe pazarına her hafta bal getiren Mehmet Pınar, üflemeli çalgılardan dilli ve dilsiz kavalları ustalıkla çaldığını söyleyerek, "Bu yetenek babamda da varmış. Babam da çok güzel kaval ve bağlama çalardı. Çocuklarımın da çalmasını isterdim ama onlarda bu yönde bir yetenek yok. Kaval çok eskilerden beri çalınan, Yörüklerin en önemli müzik aletlerinden biridir. Ben de bu geleneği her gittiğim pazarda çalarak yaşatmak istiyorum" diye konuştu.Aydın'ın Bozdoğan ilçesinden her hafta kendi ürünleri olan balları satmak için Muğla'ya gelen Mehmet Pınar, Aydın Arı Yetiştiricileri Birliği Üyesi olduğunu belirterek," 2004'ten bu yana çam balı üretimi pek iç açıcı olmamasına rağmen, bu yıl üretim gayet iyi. Aydın Arıcılar Birliği bu yıldan itibaren arıların sigortalanma işlemlerini de gerçekleştirdi. Artık arılarımız, kaza, hırsızlık ve doğal afetler gibi tehlikelere karşı sigortalı" şeklinde konuştu.
 

 
Eğriçayır Balı Dünya Üçüncüsü Oldu PDF Yazdır E-posta

Şahbaz Çay tarafından Mersin Erdemli, Eğriçayır yaylasında üretilen Eğriçayır Balı, polifloralı bal (zengin çiçekli) kategorisinde Apimondia 2009 (Dünya Arıcılık Kongresi) da dünya üçüncüsü oldu.

Fransa’nın Montpellier kentinde 15-20 Eylül tarihleri arasında düzenlenen 41. “Apimondia” (Dünya Arıcılık Kongresi) kapsamında organize edilen uluslararası yarışmada, Eğriçayır balı büyük bir başarı göstererek, 3. sırada tamamladı. Apimondia kongresi ilk defa 1897 yılında Belçika’nın Brüksel şehrinde düzenlendi. Daha sonra her iki yılda bir üst üste aynı kıtada olamayacak şekilde tekrarlanarak gelenek haline geldi. Düzenlendiği yıllarda yaklaşık 100 ülkeden 15 000 arıcılık konusunda uzman, araştırmacı, bilim adamı ve arıcının buluştuğu kongre, arıcılık konunda yeni bilgilerin dünya ile paylaşıldığı bir platform olarak görülüyor, dağıtılan ödüller ise arıcılık oskarı olarak nitelendiriliyor.
Almanya’nın Bremen kentinde yapılan laboratuar analizleri sonucunda ön elemeyi geçerek bal yarışmasına girmeye hak kazanan Eğriçayır balına aynı laboratuar tarafından Avrupa Birliği Bal direktifine uygun olduğu ve balın Avrupa Birliğine sokulmasında bir sakınca bulunmadığının belirtildiği bir rapor da verildi.Çay ailesi olarak yaklaşık 300 yıldır Toros dağlarında bulunan Eğriçayır yaylasında bal ürettiklerini söyleyen Şahbaz Çay, arıcılığı kendisi gibi Toroslar’da arıcılık yapan dedesinden öğrendiğini söyledi. Cam kavanozun piyasada az bulunduğu ya da hiç bulunmadığı 1950 li yıllara kadar balı, dağarcık denilen keçi veya koyun derisinden ürettikleri keselerde ambalajladıklarını, daha sonra cam kavanoza geçtiklerini söyledi. Arı hastalıkları için kovana verilen bazı ilaçların balda kalıntı yaptığını bununda balın kalitesini düşürdüğü gibi Avrupa Birliğine ihracatı da engellediğini bildiren Çay, kendilerinin tarım ilacı yerine defne, lavanta gibi doğal bitki yağlarını ilaç olarak kullandıklarını bununda balda ilaç kalıntısını önlediğini söyledi.

1980 yıllara kadar karakovan da üretim yapan aile 1980 yıllardan sonra taşımasının kolay olması sebebi ile fenni kovana geçmiş. Cumhuriyet dönemine kadar Toros dağlarında Yörük göçebe olarak yaşamışlar ve bu döneme kadar kovanları yazın yaylaya ve kışın daha ılık olan Erdemli sahiline develer ile taşımışlar.

Eğriçayır balının üretildiği yayla Mersin Erdemli ile Karaman sınırında bulunuyor. Burada Toros dağlarının rakımı Yüğlük tepesinde 2450 m yi buluyor. Rakımın 2000 m nin üzerinde olmasından dolayı yaylada sedir ve ardıç ağacı dışında ağaç bulunmuyor, bitki örtüsü çok çeşitli kır bitkilerinden oluşuyor. Haziran ayında eriyen karların altında yeşeren kır çiçekleri ve soğuk suların kaynadığı pınarları ile yayla insanı büyülüyor. Yaylanın çevresinde, yaklaşık 30 kilometre çapındaki bölgede her hangi bir alanda ilaçlı tarım arazisi bulunmaması ve bölgede aynı zamanda sanayi tesisi, hatta asfalt karayolu bile olmaması burada üretilen balın kalitesini artırıyor. Böyle bir ortamda üretilmiş bir balın dünya üçüncüsü olmasının normal olduğunu söyleyen Şahbaz Çay, 2011 yılında Arjantin de düzenlenecek Apimondia 2011 de altın madalyayı ülkemize getireceklerine inandığını söyledi.
 

 
Krize Rağmen Arıcılık Sektörü Tüketicinin Yüzünü Güldürdü PDF Yazdır E-posta

Ekonomik krize rağmen bal üretiminde verimli bir yıl geçiren arıcılık sektörü, bal tüketicisinin yüzünü güldürdü.İki yıl önce yaşanan kuraklığın büyük sıkıntı yaşattığı arıcılık sektörü, bu yıl üretimde altın çağını yaşıyor. Bal tüketicisi, üretimdeki olumlu gelişmeler sayesinde bu yıl ucuz bal yiyebilme imkanına kavuştu.

 Yaşanan olumlu gelişmelere rağmen arıcılık sektörünün çözüm bekleyen bir çok sıkıntısı da bulunuyor. Sektörün yaşadığı sıkıntıların başında ise kovanda kalan katma değeri yüksek ürünlerin çıkarılmasında yaşanan imkansızlıklar geliyor.

Bal Sanayicileri ve Üreticileri Birliği İkinci Başkanı ve Anavarza Bal Genel Müdürü Süleyman Sezen, arıcının asıl yapması gereken şeyin, kovanda bıraktığı katma değeri yüksek ürünleri alabilmek olduğunu vurguladı. Adana'nın Kozan ilçesinde üretilen 2008 Anadolu Markalar Ödülü sahibi Anavarza Bal'ın sahibi olan Sezen, polen, propolis ve arı sütü gibi ürünleri Türk üreticisi kovandan alamadığı sürece maliyetin bala bineceğini ifade etti. Balın pahalı olması halinde tüketicinin bal yiyemeyeceğini, ucuz

olması halinde ise bal üreticisinin sıkıntıya gireceğini anlatan Sezen, "Arıcının sorunu, arıcılıkta gelişen İspanya, Arjantin, Çin gibi polen, propolis ve arı sütü üretememektir. Türkiye bu ürünleri ithal ediyor. Çünkü bu ürünleri işleme tesisi yok, bu konuda verilen bir eğitim yok" diye konuştu.

Türk arıcısının sıkıntılarından kurtulmasının tek yolunun katma değeri yüksek olan bu ürünleri üretmek olduğunu vurgulayan Sezen, bu konuda teknoloji transferine ve eğitime ihtiyaç olduğunu, bölgede bir işleme tesisi kurulması ve yüksekokulda arıcılık bölümü oluşturulması halinde önemli ilerleme sağlanabileceğini açıkladı. Sezen, arıcılık sektörünün dünya ile yarışabilmesi için bu ürünleri işlemeyi öğrenmek zorunda olduğunu ifade etti. Sezen şunları söyledi:

"Arıcı bu ürünleri işlerse Türkiye dışarıdan ürün almaz. Bu ürünleri ihraç etme imkanına kavuşur. Bu ürünlerin katma değeri çok yüksek. Türk tüketicisinin ucuz bal yemesini istiyorsak arıcıya kovanda kalan bu ürünleri üretmeyi öğretmek zorundayız. Bir tek balı konuşarak arıcılık sektörünün sorunlarını çözemeyiz."

Türkiye'nin, dünyada kovan sayısı bakımından 4. sırada olduğuna işaret eden Sezen, Türk arıcısının yurt dışına polen, propolis ve arı sütü satması gerektiğini vurgulayarak, "Arıcıyı yaşatmanın yolu budur" dedi. Sezen, sahte bal konusunda ise son dönemde gelişme yaşandığına işaret ederek bu ürünlerin raflarda artık fazla bulundurulamadığını kaydetti. Sezen, sahte balın toplu tüketime gittiğini kaydederek, bu konuda yapılan denetimin ne kadar başarılı olduğuna bakılması gerektiğini ifade etti.
 

 
İstanbul'da 5. Kattaki Evinde Arıcılık Yapıyor! PDF Yazdır E-posta

 

Ordulu bir vatandaş, Ümraniye'de apartmanın 5'inci katını arılarına tahsis edince mahallede trajikomik bir durum yaşandı. Baharın gelmesiyle kovanlarından dışarı çıkan arılar, yakın apartmanlarda yaşayanları rahatsız etmeye başladı.

Mahallede arıların 'oğul' olarak adlandırılan gruplar halinde dolaşarak ağaçlara konmaya başladıklarını anlatan mahalle sakinleri, komşularının evin bir dairesini arılara tahsis ettiklerini öğrendiklerinde şaşkına dönmüş. Arıların sahibi Sedat Çalışkan ise arılarının kedi köpek gibi gürültüsü, kokusu ve pisliği olmadığı için kimseye zarar vermediğini söylüyor.

Arıların çocuklarını soktuğunu ve bu yüzden evde pencereleri bile açamadıklarını söyleyen mahalle sakinlerinden Emine Öznur, "Başkaları kedi köpek besliyor onlara niye bir şey demiyorsun?" cevabını alınca ikinci kez şaşkına dönmüş.

Evini arıyla paylaşan vatandaşın komşularından Kader Uzunöz de aynı dertten muzdarip. Bir yaşında bebekleri olduğunu söyleyen Uzunöz, camları açamadıkları için evde sıcaktan bunaldıklarını, evlerinin terası olmasına rağmen terası kullanamadıklarını anlatıyor. Arılara karşı alerjisi olan annesinin arı sokmasıyla hastanelik olduğunu aktaran Uzunöz, arılar nedeniyle misafir gelmediğini, balkon ve pencerelere çıkamadıklarını belirtiyor.

Arıcı Topal Emin'in oğlu olduğunu söyleyen arıların sahibi Sedat Çalışkan ise arılarına 10 yıldır aynı evde baktığını belirtiyor. Babasının 45 yıl arıcılık yaptığını anlatan Sedat Çalışkan, 7 yaşından bu yana arıcılık yapıyor. Memleketinden İstanbul'a taşınması da arıcılık yapmasına engel olmamış. Çalışkan, Ümraniye'deki evinde de 10 yıldır arı beslemeye devam ettiğini anlatıyor.

 

 
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 Sonraki > Sona Git >>

Sonuçlar 10 - 18 Toplam: 27

Misafir Defteri

Anketler

En Çok Kulladığınız Arı Ürünü Hangisi
 

Resim Albümüzden

Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır

Sitede Verilen Bilgiler Bilgi Amaçlıdır. Arı Ürünlerine Genel Allerjisi Olanlar Ürünleri Kullanmadan Önce Allerji Uzmanlarına Danışmalıdırlar.